|
İç dünyamızda biriken öfkeleri sabırla tutsak ederiz bazen.
Bazen de öfkeyle çıkan sözlerimizin esiri oluruz bir ömür boyu.
Sevinçlerimizi de dışa vuramayız bazen.
Paylaşsa da dostlarıyla mutlu günlerini başkaları.
Biz sevinmeyi de çok görürüz kendimize.
Dertlerimizle öğrendiysek mutlu olmayı.
Yakıştıramayız ki kendimize elin kiri o çok parayı.
Sırları kimilerimiz mezara götürür, kimileri verir yaban ellere.
Girebilirmiyiz o zaman o yüce gönüllere.
Her gönülde yatan istekler biter mi, nefes aldıkça tenimiz.
İsteklerimiz sınırsız, imkânlarımız sınırlı olsa bile kabullenemeyiz.
Dışa vuramasak bile bazen istemlerimizi, bekleriz bir ömür boyu bir fırsat çıkar diye.
Her gönülde yatmaz mı ki, en güzele ve en iyiye ulaşmak.
Bal baklava börek gibi gelmez mi sağlıcakla yenilen soğan ekmek.
Başkasının azı, çok görünmez mi deryadan alınmış gözümüze.
Olabilir mi çiğ olanlar, ben piştim demekle bizimle.
Bana beni sorma, bırak beni başkaları anlatsın diyemedikleri sürece.
Kazanabilir mi hiç kırılan kalpler eskisi gibi.
El yarası geçer ama dil yarası geçmez. derki bu sözün sahibi.
Çıkan sözün oluruz esiri, söylemediğimizin ise hâkimi.
On kere düşünüp bir kere konuşmazsak, dokuz boğumlu boğazdan.
Demezler mi ki o zaman; boş tenekeden çok ses çıkar be lafazan.
Benzemez mi hiç gün görmemişler yontulmamış ağaca.
Ömür boyu okusalar alsalar da kendini aydın sananlar, alsalar sıra sıra diploma.
Asıl kitap insandır, git onu oku, demezler mi benim gibi kendini yazar sanan adama.
Ne kadar ısrar etsem de almaz ki hiç kimse, işine gelmeyen sözün özünü hafızasına.
Yoktur bu geçici dünyadan götüreceğimiz beş metre bezden başka mal.
Kalacak olan bıraktığımız sevgidir, o zaman etmeyelim gönüllere girmeyi ihmal.
Bugün, hak için ve halk için ne yaptığınızın hiç oldunuz mu ki, farkında.
Sansam da bir an kendimi şair, biliyorum ki ben bir hiçim aslında.
Kaynak :
|