HAYATIN İÇİNDEN
Şenol Goncagül
Oldum olası sevemedim!
Ancak, böyle bir memlekette para kazanabilir, para kazandığı insanların gözünün içine baka baka hakaret edebilir, edepsizlik yapabilirdi!
Doğru adresteydi kısacası.
Türkiyede yani…
Mehmet Ali Erbil
Komedyen veya evrensel tanımlaması ile MASKARA.
İşi, sanatı, mesleği, geçim kapısı bu kısaca.
Müstehcenlik kılıfı içerisine sokarak söylediği sözleriyle, karşısındaki kişileri ezmeye, rencide etmeye, hatta yerin dibine geçirmeye sanat diyen bir medya maymunu!
Kızıyor muyuz peki Ona?
Sulu, ölçüsüz ve tutarsız esprilerine gülüyor muyuz sahiden?
Başkalarına yapıldığında gülüyoruz da mesela, aynı edepsizlikler kendimize yapılsaydı, güler miydik yine de?
Adam, Fransadaki bir boks ringinde, kendisinden 3 kat daha iricene biriyle dövüşüyormuş. Dakika başı da, ringlerden aşağı düşüyor ama azimle kalkıp yeniden çıkıyormuş ringlere.
Seyircilerden birisi, ayaklarının önüne düşen bu çelimsiz ve zavallı adama sormuş:
Çok para mı veriyorlar da, çekiyorsun bu ızdırabı birader?
Adam, güçlükle cevap vermiş:
Ben, Parisin en zengin damlarından birisiyim. Bu da benim zevkim işte
Sen, onurlu ve gururlu bir vatandaş olarak, üstelikte milyonlarca kişinin karşısına çıkacaksın, elin maskarası, sana bir sürü edepsizlik yapacak, bunu da sırf zevk olsun diye sineyi çekeceksin.
Sadece o kadrolu soytarının değil, o edepsizlikleri zevk edinenlerin ve işi gücü bırakıp, bunları izlemek durumunda olanların da akıllarından endişe ederim.
Hazım ve tahammül meselesi elbette ki…