Esra Kılıç
esrakilickirklareli@gmail.com
Ölümden sonraki boyutlar, Allaha ulaşmak Onda yok olmak gibi kavramlar birçok kez tartışılmıştır. Ve halen tartışılmaktadır. Artık evrenselleşmiş ve zamanın âlimi olan Mevlananın bu konudaki fikirleri bana en yakın düşünce oldu.
Mevlananın anlayışında tekamül, vücud, fenafillâh gibi kavramlar yer alıyor. Ve Allahta yok olmayı açıklamak için bu kavramlar yeterli geliyor.
Mevlana düşüncelerini ehl-i sünnet vel cemaat potasında şekillendirmiş bir tevhit eridir.
Ve ölüm, ölüm sonrası, kader gibi konularda çok anlamlı sözleri vardır.
Mevlana bu konudaki bir sözünde diyor ki; insan varlıkta yok olmalı…
Düşündüğümüzde insan bir varlıktır ve yokluk varlığın zıddıdır. Peki ya varlıkta yok olmak nasıl oluyor?
Mevlana ve onun gibi düşünen âlimler bu konuda Onun vücudunun ziyasından gelen birer tecelli olduklarını düşünerek bize ışık tutuyorlar.
Mevlana fenafillâh kavramını da; Haktan gayrı her şeyin nazardan silinip gitmesi olarak nitelendiriyor. Kalbinde Odan başka her şeyin geçici olduğunu sadece Onun baki kaldığını söylüyor.
Tabi bu düşünceleri yaşamadan anlamamız pek olağan değil. Bizim bulunduğumuz mertebelerden kat kat daha fazlasıdır diye düşünüyorum.
Mevlana ve benzeri insanlar Onla kaim Onla daim olabilmiş insanlardır.
Onla kaim ve daim olanlardan biri de düşüncelerini şöyle dile getiriyor; bilmiyorum ben, ben miyim yahut O muyum? Bir acayip haldeyim ve ben ben değilim. Âşık mıyım, maşuk muyum, aşk mıyım neyim? Ben vahdet kadehi ile sarhoşum. Ben neyim, namsız nişansız Anka mı? Ben, kurbet Kafıyım; ben ben değilim. Ben canım itibariyle fani ve cananı itibariyle bakiyim. Ben ben değilim…
Gedai de bu konudaki hayretini;
Öyle bilmezdim kendimi,
O ben miyim, ben O mu?
Âşıkların budur demi,
Yandıkça yandım bir su ver! diyerek özetliyor…
Anlaşılan Hak yolcularının tek emeli Ona tam anlamıyla yönelmek, Onda yok olmak…
Son olarak ta yine onlardan biri olan zatın sözleriyle bitirelim;
Bu deryaya ey can sen oldun ırmak/denizle ırmağı ne zordur ayırmak.
Onun deryasında bir damla olmak ümidiyle…