|
GENÇ KALEM
Esra Kılıç
esrakilickirklareli@gmail.com
İftarda yemeğe ve yedirmeye bir şey bulamıyorsanız intihar edin (!) başka yolunuz yok.
Günlerdir gazetelerde okuduğumuz, haberlerde izlediğimiz haberi sizler nasıl yorumladınız bilmem ama haberi kısaca özetleyip yorumlayacağım.
Haber şöyle;
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde geçimini sebze ve meyve satarak sağlayan 4 çocuk babası Hacı Oruç (40), 3 gün önce iftar öncesi geldiği evinde, eşinin para olmadığı için yemek yapamadığını söylemesi üzerini kendini astı. Hastaneye kaldırılan Oruç, 3 günlük yaşam mücadelesini kaybetti.
Öncelikle şu noktaya dikkat edelim; geçimini sebze meyve satarak sağlayan bir adam nasıl olur da yiyecek tek bir şey bulamaz?
Her gün sebze meyve yesin demiyorum. Bu haberin mantığında bir yanlışlık var diyorum.
Habere yapılan yorumları büyük bir dikkatle izledim. İnsanlar devlete saldırmaya ne kadar da meraklıymış. Herkes hışımla hükümete sesleniyor ;Bakın, görün insanlar açlıktan ölüyor artık ülkemizde! diye…
Anlaşılan herkes vicdanını rahatlatmaya çalışıyor. Oysaki ramazan da ramazanı, Müslümanken Müslümanlığı (!) yaşamayı beceremeyen insanlar suçu kendilerinde arasalar doğru yerde olduklarını fark edeceklerdir.
Namazı dosdoğru kılın. Zekâtı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Karşılık olarak Allah katında büyük bir ecir bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (73/20) biz bu şekilde seslenen Yaradanın kullarıyız. Biz Müslümanız! Herkes üzerine düşen vazifeyi layıkıyla yerine getirmiş olsaydı bunlar olmayacaktı elbette. Biz zekâtımızı vermezsek, bizimle aynı şehirde, aynı köyde, aynı mahallede yaşayan yoksul insanların aç kalması kaçınılmazdır.
Komşusu açken tok yatan bizden değildir sözünü unutup rahatla uyursak bu bizden hem dünyada hem ahirette sorulur. Kayıtsız kalmayalım derim ben. Zekât ve insanlık konusunda Osmanlıyı örnek almamız gerekiyor.
Her şeyi olduğu gibi bu olaya da siyaset karıştırmayı ihmal etmemişler. Acaba alışkanlık mı oldu bu bizim ülkemizde? Bu insanları hükümet aç bıraktı tüh tüh yazık! diye yorumlayan binlerce insan var. 90lı yıllarda bir bayan sokak ortasında açlıktan ölmüştü. Ve komşuları bunu haftalar sonra fark etmişti. O zaman kimse Bakın Başbakan aç bıraktı dememişti. Komşular suçu kendilerinde ve bencilliklerinde bulmuştu. Medya da olayı yayınlanması gerektiği gibi yayınlamıştı. Şimdi ise medyanın ayıbını(!) izliyoruz.
Medya olayı her yönüyle ortaya çıkarmıyor. Bu olaya siyasi olarak değil insani olarak bakmak gerektiğini fark edemeyen bir medyamız var.
Ne mutlu bize!
Olayın şu noktasını da düşünmeden geçemiyorum; Ramazan Ayında oruç tutup dini sorumluluğunu yerine getiren bir baba, nasıl olur da kendi canına kıyma gibi bir günaha girmiş oluyor. Bu da kocaman bir soru işareti aslında.
Yemek bulamayan her insan aynı şeyi yapmıyordur muhakkak. Bu olaydan herkesin bir pay çıkarması gerektiği gibi, intiharın bir çözüm yolu olmadığını da unutmamamız gerekiyor.
Kaynak :
|