20 Aralık 2005 tarihli “Bu kafayla nereye kadar” isimli makalemde; Bu şehirde yaşadığımdan beri, gözlemlediğim birçok konunun yanı sara iki tanesi var ki, şu ana kadar hep hayret etmişimdir.
İlimizde 20 yılı aşkın süredir iki İl Müdürlüğü’ne bir türlü asaleten yönetecek kişi tayin ettirilmemiştir.
Vekâleten müdürlük yapanlardan biri soruşturma sonrası İzmit’e tayini çıkar. Bir zaman sonra Edirne’ye ataması yapılır. Bu arada Bolu İl Müdürü asaleten ilimizde 6 ay görev yapmasının ardından Anadolu’nun bir köşesine tayin edildikten sonra bizim Vekil İl Müdürü olarak ilimizde görevine başlar. Devlet kendisiyle helalleşmeden emekli olur.
Bir birimin 20 sene vekâletle yönetilmesi bana göre çok uzun süredir.
Bu zaman zarfında;
- Elinde sadece ve sadece keser ile gelenler Trilyoner olup ilimizde söz sahibi olmuştur.
- Kırklareli’ni kurtaracağım diyenler, devlet imkânlarıyla işkembelerini doyurarak kendilerini kurtarmışlardır.
- Karşılıklı çıkar ilişkileri had safhaya çıkmıştır.
- Kırklarelililerin makûs talihi bu yıllarda omurgalaşır.
Arşivler elinizdedir.
Gelelim diğer vekile;
- Devletimin memurlarının geliri açlık sınırındayken vekilimiz askerlik görevini döviz ile yapmıştır.
- Villasını satıp kiraya çıkma kararı almıştır.
- Görevinde Bakanlık Genelgeleri’ne aykırı hareket etmekten soruşturma geçirmiş. Soruşturma ardından müfettişlerin raporları gereği birçok personeli ile birlikte tayini çıkmıştır.
- Diğer tayini çıkan personeller gittiği yerde kalırken, vekilimiz yine görev icra etmek üzere kısa bir zaman sonra görünmez bir el tarafından aynı yere ilimize tayini çıkarılmıştır. Ben bu yazıyı, köşemde 2005 tarihinde kaleme almışım. Sene 2010. En önemli birimlerden biri hâlâ VEKİL ile yönetiliyor. Kimseden TIK yok.
- Önemli birimleri 25 sene vekille yönetmek devletin bir tasarrufu mudur?
- Malum vaatlerle iktidara gelen siyasetçilerimizin bir tasarrufudur?
- Bu vekilin ille de burada görev yapması isteniyor. Öyleyse neden bu görevini ASALETEN yapması için gayret gösterilmiyor?
- Niçin bu birime 25 senedir ASALETEN MÜDÜR atanmıyor?
- Konuya ilişkin sivil toplum örgütlerinin görüşleri nedir, nelerdir?
- Türkiye de böyle bir uygulamanın eşi benzeri var mıdır?
- Anormallerin giderek normal kabul edildiği ortamlarda, değer dışı uygulamaların ölçüsü kaçar.
- Diyebilirsiniz ki;
Küçük bir azınlık tarafından yapılan bu uygulamalar toplumu bağlamaz.
YANILDIĞINIZI SÖYLERİM BENDE!
Not: Sayın Müftüm, Hızırbey’in mezarının bulunduğu yer yılanlı bahçeye dönmüş. Haberiniz olsun.