Ortak Akıl
Özkan Başaran
Geçtiğimiz hafta, Kardeş Gazetemiz Gündem’in organize ettiği Babaeskili Muhtarlar ile bir Tanışma Toplantısı yaptık.
Haftasonu da AK Parti Milletvekili Av. Şenol Gürşan Babaeskili Muhtarlar ile bir toplantı yaptı.
Her iki toplantıda da ortaya çıkan önemli gerçek, bizim hizmet istemeyi bilmediğimiz ve yerel yönetimlerin başarısızlığı oldu.
Anadolu insanının devletten hizmet alma konusunda uzmanlaşmış olduğu, çeşitli örneklerle dile getirildi.
Yıllar önce harabeyi andıran Anadolu’nun şu sıralar ne kadar modern hale geldiğini görmek gerektiği ısrarla vurgulandı.
Trakya insanı kendisini çağdaş ve ilerici, Anadolu insanını da geri kafalı görür.
Kendi yaşadığı kentleri Avrupa Kenti sanan Trakya insanı, bölgeden dışarı çıktığında ne kadar geri kaldığını çok iyi anlar.
Hizmet isteme noktasında çekingen bir tavır sergileyen Trakya insanı, geri kalmışlığının kabahatini de siyasi hep hükümete yükler.
“Ağlamayan çocuğa meme vermezler”
Bizim seçilenlerimiz toplu hareket etmeyi bir türlü öğrenemediler. Birleşmenin gücünü de henüz fark edememişler. Bu çok belli.
Bireysel istekler de yok. Örneğin, Babaeski’ye açılan SGK Hizmet Binası için İl Müdürlüğü’ne kişisel olarak bir tek talep bile gitmemiş.
Bunu ben söylemiyorum. Yaptığımız radyo programında, SGK İl Müdürü söylüyor. “Keşke bir kişi bir dilekçe verseydi” diyor. SGK İl Müdürü kendi özel çabalarıyla Babaeski’ye bir SGK hizmet binası gerçekleştiriyor.
Ne kadar acı değil mi? Neden biz Devlet kapılarını zorlamıyoruz?
Trakya insanı devlete ödediği verginin karşılığını hizmet olarak isteme bilincini geliştirememiş. Seçtiği temsilcilerinde de devlet kapısını zorlama mantığı yok.
Trakya insanında sadece kahve köşelerinde Siyasi Hükümeti suçlama anlayışı hakim. Hem hizmet istemesini bilmiyor, hem de şikâyet ediyor.
“Neyi nasıl yapabiliriz?” diyeceğine, “Neden Hükümet şunu yapmıyor, neden bunu yapmıyor?” gibi kendi kendine ağlaşan Trakyalılar, Anadolu’nun çok gerisinde kaldığının daha farkına bile varamamışlar.
Ezeberledikleri ideolojik tabularla siyaset yapan Trakya insanı, hizmet isteme siyaseti yerine, Laikliği ve Cumhuriyeti koruma peşine düşmüş.
Trakya’mız insanı genel anlamda, nasıl hizmet alırız? diyeceğine, “Partim kaybetmesin” mantığı ile oy veriyor.
Yerel seçimlerde hizmet kıyaslamasıyla oy vereceğine, “Kalemizi kaybetmeyelim” diye oy verme telaşı içindeki Trakya insanı, geri kalmışlığının kabahatini önce kendinde aramayı öğrenmeli.
Partisinin çalışmadığını kabullenmeyenler, hizmetin gelmediğinden şikâyet edebilirler mi?
Aslında, Muhalefet Belediyeleri de hizmet edebilir. Bunun birçok örneği var.
“Biz muhalefet belediyesiyiz, bu kadar yapabiliriz” savunmasıyla yan yatan Belediye Başkanları’nın başarısızlıkları, seçim kazanmakla ödüllendiriliyor.
Yıllardır İller Bankası’ndan hizmet için alınan paraların, başka yerlere harcandığı iddiaları araştırmaya değer. Örneğin Bir Belediyenin İller Bankası’ndan “Kanalizasyon yapacağım” diyerek aldığı paralar yıllarca başka yerlere harcandığı iddiaları var. İller Bankası’ndan bakıldığında kanalizasyonların yapıldığı görünürse bir daha oradan para alabilir misiniz?
O zaman ne yaparsınız? Halkınıza kelle başı haraç kesersiniz.
Bunun hesabını da veremezsiniz. Her şey bir gün ortaya çıkar. Hiç bir şeyin üstü örtülemez. Kendi hatalarının bedelini halkına fatura eden yerel yöneticiler, gün gelir derinlemesine teftiş edilirler. Böylece hem kendileri çok ağır bedeller öderler, hem de partilerini yok yere gözden düşürmüş olurlar.