Şenol Goncagül
Yeşilyurt Gazetesi ile tanışmam 1986 yılında oldu. İkizler Pasajı zemin kattaki yerdeydi gazete.
Harfler daha el ile diziliyordu.
Sonra, dönemin en havalı sistemi olan entertyp li dizgiye geçilmişti.
Sistemin pazarlığı için de, Elmas Abim ile birlikte Zonguldak’a bir yolculuk yapmıştık.
Gazeteciliğin çok zor ve teknik imkansızlıklarla ama çok büyük keyif ile yapıldığı yıllardı.
Fotoğrafı çekerdik ama içindeki siyah beyaz filmin takılıp takılmadığı endişesi, fotoğrafı görene kadar içimizi tırmalardı.
Sonra da, fotoğrafın kurşunlu sistem ile gazeteye aktarılması vardı.
O dönemlerde, Zonguldak tan aldığımız enteryp sisteminin yanı sıra, bir de rulolu klişe yapma makinası edinmiştik.
Çekilen fotoğrafları, kendi karanlık odamızda tab eder, plastik klişe yapar ve gazeteye girerdik.
Ne de büyük havamız olurdu!
Bugün bir açılışa gitmişsiniz ve yarına gazetede o haberin içerisinde de, o açılışa ait fotoğraflar yer almış!
Bu, görülmemiş bir şeydi …
Normalde, fotoğrafları klişeye gönderirdik. Birkaç gün sonra metal klişeleri gelirdi ve bir kerelik kullanılırdı. Sonra raflardaki yerini alırdı.
Vali, milletvekili, belediye başkanı ve benzer önemli şahsiyetlerin haberlerine girmek üzere yapılmış metal klişelerimiz olurdu.
Haberi daktilo ile yazıp, dizgi uzmanına verirdik. Üzerine de “Belediye başkanı Kadir Gökçe’nin, makamda otururken çekilen resminin klişesi girecek” diye not düşerdik.
Kurşuna dizilen harfler, tertip ustası tarafından kalıp tezgâhına konarak, sayfalar oluşturulurdu.
Yarı otomatik veya elle çalıştırılan baskı makinelerinde gazeteler basılırken ıslık sesine benzer bir ses duyulurdu…
X x x
Ulusal basına gönderilecek haberler için de enteresan yöntemler olurdu.
Bir zarfın içine daktilo yazılmış olarak haber metnini koyar, içine de ilgili fotoğrafları eklerdiniz, bir den fazla haber gidecekse de, ataç ile ayırırdınız.
Sonra telefonun başına koşar, şu firma, şu plakalı araç ile şu saatte yola çıktı. Şu saatte, şu yazıhaneden alabilirsiniz… diye söylerdiniz.
Sonrasında da, acaba gönderdiğim 3 A4 sayfalık haberden kaç satır ve hangi sayfada haberim yer aldı diye bekler dururdunuz…
Haber tek satır bile çıksa, o günkü keyfinize diyecek olmazdı.
Güzel günlerdi onlar …
X x x
Gazeteci olarak Kırklareli’de ilk Kenan Güven ile çalıştık. Sonra da bir sürü valiler gelip geçtiler. Baybars Sezerler, “tekli kararname ile merkeze alınan ilk ve tek valiydi” Halen Danıştay 2. dairesi başkanı da olan Kamuran Erbuğa, ilk valilik dönemi olan Kırklareli’de sadece 6 ay kalabilmişti. Genellikle, Kırklareli’ne gelen valiler, ya ilk vali, ya da son valiler olurlardı. Buradan büyük bir yere giden olmazdı pek.
Kemal Önal, bu geleneği bozan vali olmuştu.
Kocaeli, Adana ve Ankara valiliklerinin yanı sıra, Emniyet Genel Müdürlüğü de yapmıştı.
Son yıllarda ise, “valiler otobanı olup çıktı” memleket!
X x x
Elmas Cankurt, Ali Rıza Dursunkaya’nın kurduğu ve bugün cumhuriyet tarihimizle yaşıt olan Yeşilyurt Gazetesi’ni, her zaman iyi bir merkezde ve konumda tutmaya özen gösterdi.
Kendisinden önce bu gazeteyi kurup, emeği geçenlere her zaman vefalı davrandı.
Görüşleri uysun veya uymasın, sahiplendi.
Ahde vefa örnekleri sergiledi senelerce.
Gördüğüm kadarı ile de, yine yepyeni atılımlar ve çıkışların arefesinde.
Allah başarılarını daim eylesin İnşallah…
X x x
Yeşilyurt Gazetesi’nin yeni yaşını kutluyor ve tüm bu güçlükler arasında senelerce çizgisini bozmadan, çıtayı sürekli yükselten tavrından ve tarzından dolayı gazete ve gazete sahip, çalışan ve emekçilerine HELAL OLSUN diyorum.
Nice senelere …