Yahu biz ne yapıyoruz Allah aşkına?!
E, tamam! Havalar tahammül sınırının üzerinde. Ekonomi dersen ona keza. Ufak tefek rahatsızlıklarımız da var elbetteki.
Ama, yine de, psikolojik göstergelerimizin bunca üst telden seyretmesi, en ufak bir olayda reaksiyon katsayımızın tavana vurması da ne demek oluyor?
Gevşeyin biraz bir zahmet!
x x x x x
Şunu, oldum olası kabullenemem;
Başkalarının yanında bir personelini veya herhangi birini azarlayan, rencide eden, güç denemesi yapan kişiler, kendilerini öncelikle onların yerine koysunlar.
Bir veya birkaç üstün gelip, aynı muameleyi sana arkadaşların veya vatandaşlarının içerisinde yapsa, nasıl hissedersin?
Bunun cevabını vermeden de, başkalarına aynı şeyi sizin yapmanız adaletli olmamalı.
Kimsenin, kimseye bağırmaya, azarlamaya, rencide etmeye hakkı ve yetkisi olmalı.
Yetkiyi bırakın, bunu yapmanın, insan olmakla bağdaşmayacağını bilmemiz lazım.
Üç günlük yalan dünya sonuçta.
Bir bakmışsınız ki her an göçüp gitmişiz.
Arkamızdan pozitif konuşulmasını hak etmek te lazım değil mi?
Kesinlikle değmiyor.
x x x x x
Karşınızdaki, istedi kadar ön yargılı, peşin hükümlü ve art niyetli olsun.
Önce, onu bir sakinleştirip, ortamı yumuşatmayı deneyelim.
Bırakın büyüklenmeyi.
Haklı olduğumuz halde özür dileyelim.
Göreceksiniz ki, ne insanlığımızdan ne de büyüklüğümüzden bir şey kaybetmeyeceğiz.
Tatlıya bağlamak lazım her şeyi.
Kötülüğün ve karmaşanın kime ne yararı olmuş ki?
Ölümlü ve yalan dünya sonuçta.
Şimdi, mübarek Ramazan ayında, tüm bunları daha da büyük bir dikkatle uygulamak durumundayız. Yoksa, tutulan orucun, kılınan namazın Allah katında değer bulması için, bunlara da ihtiyacımız var.
Ne dersiniz?
Bir daha düşünelim mi bunları?
Hayırlı Ramazanlar…