HAYATIN İÇİNDEN
Şenol Goncagül
Zorlu Tekstil Lüleburgaz Fabrikası bünyesinde bulunan Z CAFE’de, iftar için bekliyorduk. Daha zamanı da vardı. Bir yandan da, birlikte iftar yapacağımız sanayiciler, kendi aralarında dernekleri ile ilgili görüşmeler yapıyorlardı.
22 plakalı, bir konsolosluk aracı gördüm tam o aralar.
Yunanistan Edirne Konsolosluğu’na ait bir araçtı ve park ediyordu.
İlgimi çekti ve izledim gelenleri.
Cafeye gelip, içeride iftar için bekleyenleri görünce, geriye döndüler.
Hemen yetişip, neden döndüklerini sordum kendilerine.
Mükemmel sayılmayan ama söyledikleri anlaşılabilen bir Türkçe ile şu sözleri söylediler:
“Biz yolculuk yaparken, acıktık ve burada birer sandviç yemek için geldik. Ama içeride iftar için beleyen sizleri görünce, sizin ibadetinize saygısızlık yapmamak üzere, geriye dönmeye karar verdik. Başka bir yerden, bir şeyler alıp, yiyeceğiz”
Öylesine etkilendim ki…
Kendilerini davet edip, bir süre sohbet ettim cafe de.
Sonra da, cafenin önünde bulunan açık alanda sohbet ederlerken, paket yapılmış sandviçleri geldi. Teşekkür ederek, ayrıldılar oradan.
Onları, içimde uyanan saygı ve sempati ile uğurlayıp, cafeye geri dönüyordum ki, ağzındaki sigarası ile aracını park eden ve öylece yürüyen birine rastladım.
En az bir üniversite bitirmiş, toplumda da, saygın ve tanınan birisiydi.
Bu saygın kişinin saygısız hareketi karşısında aklım karıştı.
Biri Müslüman olmayan yabancı, diğeri içimizden biri!...
Bilmem anlatabildim mi?