|
HAYATIN İÇİNDEN
Şenol Goncagül
Bir şeye inanmak lazım!
Hiçbir şeye inanmıyorsak dahi, inanmamaya inanmamız lazım.
İnanmak veya inanmamaya inanmak, bir hedef belirleme vesilesidir ki, “Bitse de gitsek” türünden bir hayatı yaşamaktan insanı alıkoyar.
İyi bir kul olmak.
Ölündüğünde, cennete gitmek ve inandığın şeye en iyi inanan ve kaliteli bir inanan olabilmek üzere verilen bir mücadele, insanın boşlukta kalmasına da engel olacaktır.
Biz, Elhamdülillah Müslüman’ız.
Bizim dinen yapmamız ve yapmamamız gereken şeyleri, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’den öğrenerek, uygulayabiliyoruz.
Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğer kutsal dine mensup olanların da, yine kendi kitaplarından bu yöndeki bilgileri alabilmeleri mümkün.
Hiçbir şeye inanmamaya inananların ise, ekstra bir şey yapmaları gerekmiyor!
Bizlerin yaptıklarını veya yapmadıklarını yapmamak gibi bir zorunlulukları da yok.
Hiçbir şeye inanmamanın kazancı; bu dünyada, hiçbir kısıtlama yapmaksızın, istediklerini yasaksız ve kuralsız olarak yapabilmek olur.
Kayıpları ise; hani o bizim inandığımız ama onların inanmamakta kararlı oldukları Allah ve dininin, gerçekten olduğunu öldükten sonra anlamaları durumunda, kaybedecekleri şeylerin bir hayli fazla olması!
Yıkım durumu yani!
Telafisi, izahı ve geri dönüşünün olmayacağı bir durum.
Hani, Allah’a ve kitabına inanıyorsunuzdur ama tam anlamı ile yerine getiremiyorsunuzdur, bu farklı bir şey.
Eksilerin artılardan çıkarılmasına, bir de Yüce Mevlamın, biz kullarına yapacağı cömertlikler ve affedilme ikramiyeleriyle birlikte alabileceğimiz kazanımlar, kurtulmamıza vesile olabilecektir.
Mübarek Ramazan Ayı’nı idrak ettiğimiz şu sayılı günlerde, en azından inanmasak bile, inananların ve ibadetlerini yerine getirenlerin yaptıklarına saygılı olmak, alay etmemek, belki de ahret hayatımızda bizim beklemediğimiz kazanımları elde etmemize vesile olacaktır.
Hangi ticarette görülmüştür ki; 3 lira için, 3 bin lira feda edilmiştir?
3 gün iyi yaşamak adına, sınırsız iyi yaşamayı terk etmek te, işte bu denli yanlış ve yanılgı olmayacak mıdır?
Ot gibi, taş gibi, toprak gibi amaçsızca yaşamaktansa, bir şeylere inanmak, hedefler belirlemek ve en azından insanlığa yararlı bir şeyler yapmak daha tercih edilen bir hayat şekli olamaz mı?
Makul ve mantıklı cevaplar vermek için bir daha, bir daha düşünelim.
Hayırlı Ramazanlar…
 |
|
|
|