Yesilyurt Gazetesi Reklam  
 
 
Anasayfaya Dön Ana Sayfaya Dön
[ ]
İnanmak meselesi
İnanmak meselesi İnanmak meselesi
 
Google Google Facebook Facebook
Sık Kullanılanlar Favorilerim
Digg Del.icio.us Del.icio.us Digg
Ekleme Tarihi 06.09.2010 /  09:13 Karakter Boyutu :
12 Pixel 16 Pixel 20 Pixel 24 Pixel
HAYATIN İÇİNDEN

Şenol Goncagül

Bir şeye inanmak lazım!
Hiçbir şeye inanmıyorsak dahi, inanmamaya inanmamız lazım.
İnanmak veya inanmamaya inanmak, bir hedef belirleme vesilesidir ki, “Bitse de gitsek” türünden bir hayatı yaşamaktan insanı alıkoyar.
İyi bir kul olmak.
Ölündüğünde, cennete gitmek ve inandığın şeye en iyi inanan ve kaliteli bir inanan olabilmek üzere verilen bir mücadele, insanın boşlukta kalmasına da engel olacaktır.
Biz, Elhamdülillah Müslüman’ız.
Bizim dinen yapmamız ve yapmamamız gereken şeyleri, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’den öğrenerek, uygulayabiliyoruz.
Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğer kutsal dine mensup olanların da, yine kendi kitaplarından bu yöndeki bilgileri alabilmeleri mümkün.
Hiçbir şeye inanmamaya inananların ise, ekstra bir şey yapmaları gerekmiyor!
Bizlerin yaptıklarını veya yapmadıklarını yapmamak gibi bir zorunlulukları da yok.
Hiçbir şeye inanmamanın kazancı; bu dünyada, hiçbir kısıtlama yapmaksızın, istediklerini yasaksız ve kuralsız olarak yapabilmek olur.
Kayıpları ise; hani o bizim inandığımız ama onların inanmamakta kararlı oldukları Allah ve dininin, gerçekten olduğunu öldükten sonra anlamaları durumunda, kaybedecekleri şeylerin bir hayli fazla olması!
Yıkım durumu yani!
Telafisi, izahı ve geri dönüşünün olmayacağı bir durum.
Hani, Allah’a ve kitabına inanıyorsunuzdur ama tam anlamı ile yerine getiremiyorsunuzdur, bu farklı bir şey.
Eksilerin artılardan çıkarılmasına, bir de Yüce Mevlamın, biz kullarına yapacağı cömertlikler ve affedilme ikramiyeleriyle birlikte alabileceğimiz kazanımlar, kurtulmamıza vesile olabilecektir.
Mübarek Ramazan Ayı’nı idrak ettiğimiz şu sayılı günlerde, en azından inanmasak bile, inananların ve ibadetlerini yerine getirenlerin yaptıklarına saygılı olmak, alay etmemek, belki de ahret hayatımızda bizim beklemediğimiz kazanımları elde etmemize vesile olacaktır.
Hangi ticarette görülmüştür ki; 3 lira için, 3 bin lira feda edilmiştir?
3 gün iyi yaşamak adına, sınırsız iyi yaşamayı terk etmek te, işte bu denli yanlış ve yanılgı olmayacak mıdır?
Ot gibi, taş gibi, toprak gibi amaçsızca yaşamaktansa, bir şeylere inanmak, hedefler belirlemek ve en azından insanlığa yararlı bir şeyler yapmak daha tercih edilen bir hayat şekli olamaz mı?
Makul ve mantıklı cevaplar vermek için bir daha, bir daha düşünelim.
Hayırlı Ramazanlar…
Reklam
Reklam
 
Habere Yorum Ekle
Adınız ve Soyadınız
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
 
 
Diğer Haberler
Reklam
Reklam
Reklam
Üye Girişi
Reklam
  Arama
Yazarlar YAZARLAR  
 
Elmas Cankurt
Şenol Goncagül
Merve Cankurt
Savaş Eskici
Oktay Ceylan
Ahmet Akarsu
Mustafa Yılmaz
Abdukkadir Teker
Bayram Bıyıklı
Büşra Gürz
Özkan Başaran
Yasin Şendir
Yalçın YILDIRIM
Yazar

Hava Durumu
Hava Durumu Hava Durumu Hava Durumu
Anket Sonuçları
 
Seçenekler Oy Oranı Oy Sayısı
Günün Fotoğrafı
Karikatürler
     
reklam

Valid XHTML 1.0 Transitional

Valid CSS! | Reklam | Üyelik | Künye | Bize Ulaşın | RSS
© 2003-2011 CANKURT Gazetecilik Paz. Ajans Firma Tic. ve Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. | Tasarım & Hosting : Trakya Kırklareli Rota Bilişim Teknolojileri
reklam